Thursday, 26 March 2015

Bir çocuk oyalama mekanı: Kahveci

Özellikle çalışmayan ve çocukla tüm gün evde beraber olan annelerin, günde en az bir kez kafasını meşgul eden durum: Çocukla evde kalmak veya çocukla dışarı çıkmak. Olur da dışarısı tercih edilirse diğer ciddi kararlar nereye gidileceği ve yanında neler götürüleceği. Parka, bahçeye, sokağa, alışveriş merkezine, komşuya, restorana, kahveciye...

Bunlar arasından seçim yapma şansına sahipseniz tebrikler, hala bazı kararları alma lüksüne sahipsiniz demektir :) 

Nereye gidileceğiyle ilgili seçimi etkileyen ve saniyeler içinde akla gelen bir sürü etken var tabi. Bunlar sadece akla gelmekle kalmıyor, gittiğinizde neler olacağını daha evdeyken gözünüzün önüne getirebiliyorsunuz. Ama şimdi yazacaklarım bu etkenler değil.

Bizim şartlarımız gereği kahveci sık sık tercih ettiğimiz bir yer. Herşeyden önce kahve içmeyi seviyorum. Yürüyerek git, yolda hava al, kahve iç, üç beş yetişkin gör, sohbet et, yürüyerek eve dön. Tek başınaysam veya başka bir yetişkinle berabersem durumun özeti bu. Ama bana dört yaşına iki ay kalmış bir arkadaş eşlik ediyorsa sağ lob ve sol lob arasındaki geçişlerle beynimi maksimum kullanarak kahve içme şansına sahibim demektir.

Bizim gittiğimiz yer 5-6 masası olan küçük bir yer. İçerde oturduğumuz ve arkadaşlarımızın eşlik etmediği durumlarda hayatta kalma rehberimiz aşağıda.

Mekan yeniyken etrafı kurcalayıp okunacak şeylerle kahve bitimine kadar takılmak mümkün olabiliyordu.




Gele gide mekana alışınca sakin bir yarım saat için daha yaratıcı olmak gerekmeye başladı.

Yanında bir poşet oyuncakla gezmek bir çözüm tabi ama benimki gibi bir çocukla son zamanlarda bu mümkün değil. Dışarı çıkarılabilecek oyuncak seçeneğimiz çok az. Oyuncaklarını dışarı götürmüyor. O yüzden eldeki kısıtlı malzemeler kahvecideki kısıtlı malzemelerle birleşip geniş imkanlara dönüşmeli.

En pratik ve kolay taşınabilen malzeme boya kalemleri. Evde sürekli kağıda resim yapıldığı düşünülünce kahvecinin peçeteleri her zaman çok daha cazip. Sadece garsonların iğneleyici bakışlarına maruz kalmamak için boyanacak peçete miktarı konusunda önceden kural koymak gerekiyor. Su bazlı boya kullanmak sehpa ve masa üstü çizimlerin imhası için önemli bir ayrıntı.

Ben peçeteyi açıp önüne koymuyorum. Katlanmış peçeteyi boyuyor sonra katları açıp renklerin diğer katlarda nasıl göründüğüne bakıyoruz. Tabi bunun için boya seçimi de önemli. Desen konusunda tercihimiz balıklar, zaman zaman çiçeklere, çocuklara veya soyut çizimlere de geçebiliyoruz. Peçeteler çizim yaparken yırtılabildiği için mümkünse nokta çalışması ağırlıklı takılıyoruz.


Peçeteleri boyadıktan sonra yapılacak bir kelebek, çocuğun ortalıkta kelebek uçurmakla geçireceği bir on dakika daha demek.



Tabi peçeteleri bir kağıt gibi açıp ne isterse onu da çiziyor.


Peçete boyamaktan sıkılanlar için sıcak kahve elimizi yakmasın diye bardağa geçirdikleri kartonu çıkarıp, tırtıklı yüzeyi boyamak iyi bir alternatif. En azından bizimkine bu yüzeyi boyamak ilginç geliyor.


Kahveciye gelen malzemelerin atılmak üzere olan kutuları görüş alanıma girerse de asla kaçırmıyorum. Ufak bir karton parçası bile işimizi görüyor.


Diğer alternatif ise kahve karıştırmak için kullanılan tahta çubuklar. İlk tercih bu tahta çubukları çantamızın ayrılmaz parçası olan boyalarla boyamak.
Boya işinden sıkılan çocuk için bir küçük kutu oyun hamuru alternatif olarak çantada taşınıyor. Bu çubuklar hamuru kesecek bıçağa dönüşebildiği gibi, hamurla birleşip lolipopa, pastanın üstündeki muma, çiçeğin sapına da dönüşebilir.

Kahveciden temin edilebilecek son malzeme ise pipet. Pipetin üstünden çıkardığımız kağıdını top haline getirip, masa üstünde pipetle üfleyerek hareket ettirebiliyoruz. 



Koltuk arkasından sallandırılınca oltaya dönüşen pipetle balık tutma, koltuk kenarı veya masa üstünde davul çalma, pipetin içine tahta çubukları sokuşturma diğer alternatifler.


Pipet, kağıt peçete ve tahta çubuklarla başbaşa kalan çocuk yapabileceği bir sürü şey bulacaktır. Tabi sıkılması için şans verilirse. Zaten yarım saat kahve içip döneceğim deyip eline tablet veya telefon vermek de alternatif tabi, neden olmasın?

Bağırış, çağırış, ağlama veya her hangi bir kaza olmadan kahve bitip eve dönüş vakti geldiyse şanslı bir gündür bizim için.
Tabi olayımız henüz burda bitmiyor. Bardağı eve götürelim mi? Pipeti unuttun. Boyadığım peçeteri de çantaya koy. Abladan başka çubuk da isteyelim mi? Kalkmaya karar verdiğimizde bu cümleler peşpeşe geliyor. 

Bu durumda bir de kahveciden eve gelen ıvır zıvırla ne yapacağız sorunu ortaya çıkıyor. Son gittiğimizde çubukları da eve götürüp çiçek yapalım dedi. Eve gelince çaktırmadan atmaya kalktığımda yakalandım. Sonunda tabi ki çiçeği yaptık. Kahve bardağı da saksı oldu.


Sözün kısası, her güzel şeyde olduğu gibi kahve içmek de emek istiyormuş.














1 comment:

  1. Ahhhh muhteşemsin, kızım daha 1,5 yaşında ve doğduğundan beri dış alanların aranılan siması :) Bir şekilde kendini oyalamayı öğrendi, ben de onunla öğrendim nasıl sakin ve meşgul kalınabildiğini. Ama büyümesini ve böyle "anlamlı" etkinlikler yapmayı da iple çekiyorum!!!

    ReplyDelete